Demokan Atasoy

Demokan Atasoy

Demokan Atasoy | Yazar, Yönetmen, Edebiyatçı, Sinemacı, Yayıncı

Editör tarafından 30.01.2015 tarihinde eklendi.

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Ben Demokan Atasoy. Ankara Koleji ve ardından Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği’ni bitirdim. Yaz aylarını otelde çalışarak geçirdikten sonra baba mesleğine yönelip Tunalı Hilmi Caddesi’nde kuzenimle beraber bir konfeksiyon mağazası açtık. Fakat 2. yılında ekonomik krizlerdi, 5 Nisan kararlarıydı derken hem işin keyfi kalmadı hem de hayatımın farklı bir yönde ilerlemesi gerektiğine karar verdim. Askerliğin ardından da sinema yapmak, yönetmen olmak hayaliyle İstanbul’a taşındım. Prodüksiyon asistanlığından, amirliğine, kameramanlıktan yönetmen asistanlığına serbest olarak çalışırken bir yandan da Bilgi Üniversitesi’nde Sinema TV üzerine yüksek lisans eğitimi aldım. Bu sırada öykü ve kısa film senaryoları yazmaya başladım, bir tanesi New York Türk Filmleri Festivali‘nde gösterime giren, iki tane kısa film çektim.

Ankara’ya dönüp, televizyon yönetmenliği ve yayın yönetmenliği yaparken ağırlıklı olarak kültür ve sanat programları yönettim.  Yönetmenliğini yaptığım Yaşam Ustaları programı ile yapımcım Bahar Daldal Yurttaş’la beraber 2006 yılında, Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın En İyi TV Programı ödülüne layık görüldük.

Diğer yandan da fantastik kurgu türünde yazdığım öyküm bir yarışmada dereceye girince ilk öykü seçkimiz Hayal Gücünün Merkezine Seyahat adıyla kitaplaştırıldı. Bir yandan Kan Güncesi e-dergisinde [1] korku öyküleri ve haftalık e-dergisinde makaleler yazarken, Anadolu Korku Öyküleri kitabımız yayımlandı.

TV ve ajanslarda metin yazarlığı, yönetmenlik derken çok sevdiğim bir dostumla pek çok alandaki deneyimlerimizi birleştirip turistik bir iPhone uygulaması yaratmaya giriştik. Soul İstanbul adlı uygulamayı geliştirirken, ses kaydı, seslendirme yönetmenliği, montajı ve hem Türkçe hem İngilizce seslendirme yapma konularında da yeni deneyimler kazandım. Ses kaydı için Shure SM7 ve dış mekanda da Zoom Handy Recorder H4n kullandık. Yaka mikrofonu olarak da Countryman Isomax B6 kullandık. Kulaklık ise doğrusu sürpriz oldu benim için, dev isimlerin hiç birini burada anmayacağım. 15 $ verip aldığım Phillips SHE9500 Premium’dan aldığım performansı başka hiç bir kulaklıkta bulamadım. Fonda duyduğum detayların temizliğini anlatamam.

Geçen yıllarda Bilgi Yayınları ile Anadolu Korku Öyküleri 2’yi çıkarttık. İlk kitabı da yeniden bastılar. Şimdilerde de üçüncü kitabı [2] yazmakla meşgulüz.

10 yıldır beraberce öyküler yazdığım Galip Dursun ve Işın Beril Tetik ile birlikte “Gerisi Hikaye Korku Konuşmaları” adlı [3] haftalık bir podcast yayını da yapıyoruz.  Ağırlıklı olarak edebiyat ve sinema üzerinden ilerleyerek Korku Sanatı’nı inceliyoruz. Deneyimlerimiz ve bugüne kadar yaptığımız araştırmaların meyvelerini, hem korkuyla hem de yazmakla ilgilenen herkesle ama özellikle genç yazar ve sanatçılarla paylaşmak için başlattık bu projeyi.

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

Kurumsal filmler ve tanıtım filmleri çekerken son dönemde Canon EOS 7D kullandım ve iyi sonuçlar aldım [4]. Aynı anda hem fotoğraf çekip hem de videoya bulaşmak istediğinizde çok yeterli bir kamera. Tabii sırf fotoğraf çekmek için çıktığınızda bir de 200 mm objektif filan da taşıyorsanız yanınızda, omuzunuz kopuyor bir süre sonra. Hareketli dış çekimler, takip çekimleri için de Glidecam HD-2000 kullandım. Yalnız benim gibi bu ek malzemeleri yeleksiz kullanırsanız belinize dikkat edin. Kısacası dış mekanlarda çekim yapacaksanız mutlaka sırt kaslarınızı güçlü tutmaya bakın, vücudunuz en önemli donanımınız.

Pek çok bariz sıkıntılarına rağmen, belki alışkanlıktan, ben sıkı bir PC kullanıcısıyım aslen. Ama işin gerekleri ve maddi imkânlar doğrultusunda Mac kullanmak da bir zorunluluk oldu. Video ve ses montajı yaparken 2011 model bir MacBook Pro kullanıyorum. Fakat işimi kolaylaştıran ve bilgisayara yüklenmeden çalışmamı sağlayan en önemli donanım Glyph GPT50 harici sabit disk. Yaptığım tüm işleri doğrudan bu harici diskte yapıyorum ve hız kesmeden rahatça çalışıyorum. Logitech mouse ve klavye MK320’nin de laptop ile çalışırken bir zorunluluk olduğunu söyleyebilirim. Masa başında uzun süreler geçirecekseniz sakın laptop üzerine eğilerek çalışmayın bir kaç yıl içinde çürüğe çıkarsınız…

PC alırken ise, aletin verimliliği açısından bugüne dek şaşmayan taktiğim alışverişi yanımda bir bilen ile yapmak oluyor. Programcı, bilgi-işlemci, grafik tasarımcı ya da post prodüksiyoncu arkadaşlarımdan birini yanıma alıp onlardan, gelecek 5 yıl boyunca çıkacak tüm bilgisayar oyunlarını hiç sıkıntı çekmeden oynayabileceğim bir PC seçmeme yardımcı olmalarını istiyorum. PC için belirlediğim bu standart sadece oyun oynamayı sevmemle ilgili değil. Bunu yapabilecek aleti bulduğunuzda, o bilgisayar önümüzdeki yıllarda ondan isteyeceğiniz her şeyi rahatça kaldırabilecek bir güçte oluyor. Yazmak için tahmin edebileceğiniz gibi PC kullanıyorum. 2009 model bir Acer Aspire 6930’um var ve evet, artık yeni çıkan oyunları kaldırmıyor! Bilgilerimi saklamak için de Western Digital 1,5 TB bir harici diskim var. Yanımda taşımak için de 250 GB’lık bir Smart Disk kullanıyorum. Boyutu sayesinde kolay taşınabilir ve yeterli buluyorum. Fakat Kalem ve Defter benim esas vazgeçilmezlerim. Öykü, roman, senaryo fark etmez. Hikayenin iskeletini, karakterlerin geçmişlerini oluşturduğum o ilk aşamalarda ve hatta olay kurgusunun ilk günlerinde mutlaka defterde çalışırım. Yanımdan asla ayırmadığım bir Moleskine defterim ve şimdilerde Lamy marka rollerball kalemim esas yazarlık araçlarım.

Gerisi Hikaye podcast kayıtlarımızı yapmak için iPad 2 kullanıyorum. Genel olarak memnunum ama özellikle mikrofonu ile beni cidden etkilediğini söyleyebilirim. Çok temiz ses kayıtları alıyoruz. Programların başında çektiğimiz fotoğrafları da Canon PowerShot SD870 IS ile çekiyorum. Ödediğim paraya hiç acımadığım bir alet varsa o da bu fotoğraf makinesidir. Compact bir makinede aradığınız tüm özelliklere sahip ve 7 yıldır beni hiç yarı yolda bırakmadı.

Ve ne tür bir yazılım?

İlkin Final Cut Pro ve Soundtrack programları ile çalışmaya başlasam da kısa sürede bunların yetersizleştiğini gördüm. Adobe yazılımlarına geçtim. Montaj yaparken Premier, kullandığım temel program. Gerekince After Effects de kullandığım oluyor fakat o programda iddialı değilim. Bahsetmeden geçemeyeceğim, Lynda.com sayesinde bir kaç saatlik eğitim videosu seyredip işlerimi hallediyorum o kadar.

Ses montajı için de bugünlerde Audition kullanıyorum. Soundtrack’teki kadar ehil olmasam da işimi görüyor. Bir ara da müzisyen arkadaşlarım dolayısıyla Ableton’a bulaştım fakat bir türlü ısınamadım doğrusu.

Müzik demişken tekrar iPad’e değinmeden geçemeyeceğim. Hiçbir müzik geçmişiniz olmasa dahi Garage Band ile yapabilecekleriniz gerçekten şaşırtıcı, hem de iPad’de! Benim için sırf eğlence olarak başladıysa da yakın zamanda hazır akorlar, melodi ve tempoları kullanarak işe yarar sesler de oluşturabileceğimi fark ettim. Gerisi Hikaye’nin jenerik müziğini de Garage Band ile yaptım ve sonuçtan memnunum.

Öykülerimi yazarken, son 15 yıldır birden çok kelime işlemci ile muhatap oldum fakat adını anmaya değer bulduğum bir ürün olmadı. Özellikle senaryo ve roman yazma programları beni kendilerince bir şablona sokmaya çalıştıkça ben onlardan daha da uzaklaşıyorum. Sonuçta CTRL+Z’nin rahatlığını bulabilsem daktiloda yazmayı tercih ederdim ama mümkün değil. O yüzden kös kös de olsa Microsoft Word ile yazmayı sürdürüyorum.

Gerisi Hikaye Podcastlerimizi Audio Memos adlı bir uygulama ile kaydediyorum. Uygulamayı alırken kolay anlaşılır ara yüzü ve kayıt yaparken kaydın üzerine işaret koyabilme özelliği beni çekti. Tabii ses montajı için profesyonel programlar kullanmaya alıştığımdan uygulamayı tam performansı ile kullanmıyorum ama çok zorda kalırsam programın montajını bile bu uygulama ile yapabileceğimi düşünüyorum.

Spotify ve TuneIn Radio ile müzik dinlemeyi seviyorum. iTunes University ile filozofiden, tarihe, quantum fiziğinden, edebiyata pek çok konuda ders dinlemeye bayılıyorum. Twitch, bilgisayar oyunlarını takip etmemde çok önemli bir yer tutuyor. İngilizce argo kültürümü de Urban Dictionary ile taze tutuyorum ve okurken çok gülüyorum.

Dizilerden, Penny Dreadful’un yeni sezonunu merakla bekliyorum. Ama diziler konusunda İngilizlerin eline su dökmenin cidden zor olduğunu düşünüyorum. Örnek vermem gerekirse Zombiler konusunda In The Flesh, Polisiyede The Fall ve Endeavour kaçırılmaması gerekenler.

WOW ve Eve Online gibi oyunların beni içine alıp, başka dünyalara sürüklemesini özlesem de çok vakit aldıkları için artık onları oynamıyorum. Skyrim ve Fallout zaman zaman bana göz kırpsa da uzak duruyorum. Bugünlerde Hearthstone ve Vain Glory tarzında 30 dk.’da oynanıp bitecek tipte oyunları oynamayı tercih ediyorum. Naval Action sürekli aklımı çelmeye çalışıyor ama neyse ki bilgisayarım kaldırmıyor!

Okuma konusunda herkese tavsiyem Çağdaş Türk Edebiyatını takip etmeleri ve korku, fantastik kurgu, bilim kurgu ve yeraltı edebiyatı dallarında ürün veren genç, yerli yazarlarımıza destek vermeleri. Gelecek orada…

Hayallerinizi süsleyen yazılım ve donanımı tarif eder misiniz?

Özellikle tabletler hayatımıza tümüyle hâkim oldu ve çok gelişti ama halen okumak için kitabı ve yazmak için defteri tercih edenlerdenim ama Kindle gibi ürünlerin geleceği şekillendirebileceğini de göz ardı etmiyorum.

Belki çıkmıştır, çıkmadıysa da yakındır; tablet üzerine yazmak aynı duyguyu ve dokuyu vermediği için, cebimde taşıdığım defterime yazdıklarımı anında sabit diske aktaracak bir donanım iyi olurdu. Düşünce ya da sesin doğrudan aktarılması gibi bir hayalim yok çünkü konuşarak ya da düşünerek, anında yazmak bana çok uzak. Kafamda aynı anda dönen onlarca şeyin kalemi elime alınca ya da klavyemin başına oturunca parmak uçlarıma odaklanmalarını çok seviyorum.

Cep telefonlarının içeri alınmadığı ve film sırasında konuşanlara elektrik verilen sinema salonları da hayal dünyamda önemli bir yere sahip ama gerçeğe dönüşebileceğinden umutlu değilim.


[1] http://www.kanguncesi.com/
[2] https://www.facebook.com/anadolukorkuoykuleri
[3] http://www.galipdursun.com/gerisihikaye/
[4] https://vimeo.com/67123508