Kaan Öztürk

Kaan Öztürk

Kaan Öztürk | Fizikçi, Akademisyen, Yazar, Editör (Açık Bilim), Blog Yazarı

Editör tarafından 27.05.2014 tarihinde eklendi.

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Fizikçi ve akademisyenim. Lisans ve yüksek lisansımı Boğaziçi Üniversitesi Fizik bölümünden aldım. Doktoramı ABD’de Rice Üniversitesi‘nde uzay fiziği alanında yaptım. Yurda döndükten sonra önce Işık Üniversitesi sonra Yeditepe Üniversitesi‘nde öğretim elemanı olarak çalıştım. Şu anda Yeditepe’nin Bilişim Sistemleri ve Teknolojileri Bölümü’nde çalışıyorum.

Açık Bilim [1] çevrimiçi popüler bilim dergisinin yazar ve editör ekibindeyim. Şüpheci düşünce blogu Yalansavar‘ın [2] yazarları arasındayım. Kişisel fikirlerimi yazdığım blogumun [3] yanı sıra Python programlama notlarımı topladığım bir blogum var [4].

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

Teknolojide “sonradan benimseyen” grubundayım; en yeni çıkanları değil, yaygınlaşmış donanımları kullanırım. Taşınabilirliği sebebiyle dizüstü bilgisayar tercih ederim, böylece ister masamda, ister koltuğumda, ister kafede rahatlıkla çalışabiliyorum.

Evimdeki entegre yazıcı-tarayıcı-fotokopi cihazımı çok kullanışlı buluyorum.

Akıllı telefon alalı daha bir yıl bile olmadı. Android işletim sistemli Samsung Grand kullanıyorum. Biraz yavaş ama işimi görüyor. Şarjı bir hafta dayanan emektar Nokia‘mı özlesem de, yolda podcast dinlemek veya geniş ekranında bir şeyler okumak gibi nimetler hoşuma gidiyor. Henüz 3G İnternet hizmeti kullanmıyorum.

Daha önce, eşimin aldığı Galaxy tableti kullanırdım ama o artık küçük oğlumun oyun aracı oldu.

Vazgeçemeyeceğim donanımım ise kağıt ve kalem. Dijital veriyi organize etmek ve sindirmekte zorlanıyorum. Önemli belgeleri kağıda basarak, altını çizerek, yanına yöresine not alarak okuyorum. Düşünürken kağıt kalem kullanmak işimi kolaylaştırıyor. Aklıma gelen fikirleri ve günlük düşüncelerimi not defterlerime yazıyorum. Aynı sebepten basılı kitaplar okumayı tercih ediyorum. Bu belki “doğuştan dijital” nesle dahil olmamamdan gelen bir beceriksizliktir, ama insan zihninin ekrandan ziyade kâğıda daha yatkın olduğuna dair işaretler var [5].

Ve ne tür bir yazılım?

İşletim sistemi olarak onüç yıldır GNU/Linux kullanıyorum. Genelde programcılık, özelde de bilimsel programcılık için çok uygun bir ekosistem sağlıyor. Şu anda Xubuntu dağıtımını kullanıyorum, Mint‘e de sıcak bakıyorum. Daha genç olsam Debian, hatta Arch kurardım, ama artık ince ayarlarla saatlerce uğraşmaya sabrım yok.

GNU/Linux sistemlerinin en sevdiğim yanı alternatif sunması. En alt seviyede her şey metin dosyaları ile yönetilebiliyor. Grafik arayüzlü programlar kolaylık sağlıyor ama mecburi değiller; böylece yapabileceklerimiz kısıtlanmıyor.

Bilimsel programlama projeleri küçük ölçekli olduğu için IDE kullanmaya henüz ihtiyacım olmadı. C programlarımı genellikle gedit editörü ile yazıp komut satırında derleyerek çalıştırıyorum. Ama hafif bir IDE olan Geany‘nin de faydasını gördüm. Uzun zamandır C yerine Python tercih ediyorum. Python’un kendi IDLE editörünün yanı sıra, bilimsel işlemlere göre biçilmiş IPython yorumlayıcısı, Spyder IDE’si ve IPython Notebook kullanıyorum. Sonuncusu, komutları ve çıktılarını sırayla bir not defterine yazılmış gibi gösterebiliyor ve bir kitap gibi güzel görünüm sağlayabiliyor.

Ofis yazılımı olarak LibreOffice kullanıyorum.

Bilimsel makalelerimi yazarken LaTeX kullanıyorum. Editör olarak Kile veya TexMaker tercih ediyorum. Kişisel notlar için bir WYSIWYG LaTeX editörü olan LyX kullanıyorum, böylece LaTeX kodu yazmaktan kurtuluyorum.

Dropbox çok kullanışlı. Ev, ofis, derslik arasında dosyalarımı çubukta taşımaktan kurtarıyor.

Tarayıcı olarak Firefox kullanıyorum. Engelli sitelere girmek istediğimde Zenmate hatırına Chromium açıyorum.

Kullandığım web hizmetleri arasında Feedly (açılış sayfam), Google Drive, WordPress, Asana, CiteULike sayabilirim.

Bilimsel yayınların indekslendiği Google Scholar‘ı özellikle zikretmeliyim. Makale aramak, atıf yapanları listelemek için olabildiğince iyi bir ücretsiz kaynak. Kendi kimliğiniz altında makalelerinizi toplayıp atıf sayılarınızı görebilirsiniz. Varsa, makalenin PDF‘ine bağlantı vermesi ise en güzel tarafı.

Google araması! Gülmeyin, çok önemli. E-posta ve sosyal medyayla gelen saçmalıklar basit bir Google araması ile çürütülebilir. Bu kadar kolay bir işi bu kadar çok insanın yapmaya üşenmesine ve zırvaların yayılmasına alet olmalarına şaşıyorum. Özellikle Google Image Search, bir resmin gerçekten iddia edildiği şeyi gösterip göstermediğini anlamakta çok yararlı.

Sosyal medyada Twitter, Facebook ve Friendfeed‘i aktif kullanıyorum. Her sosyal ağın niteliği çok farklı, ve her birinden farklı bilgiler ediniyorum. Ancak şu sırada bu kullanımı azalttım.

LinkedIn, Academia.edu ve ResearchGate ağlarında bilgilerimi güncel tutuyorum ama aktif değilim.

Hayallerinizi süsleyen yazılım ve donanımı tarif eder misiniz?

Matematikçi-filozof Alfred North Whitehead, “Uygarlık, düşünmeden yaptığımız işlemlerin sayısının artmasıyla ilerler” demiş. Olgunlaşmış teknolojiler, kendilerini unutturarak uygarlığın temeline yerleşirler. Onları kullandığınızı fark etmezsiniz bile. Bilişim teknolojisinin bu olgunluğa ulaşmış olduğunu hayal ediyorum.

Hayalimdeki donanımda, 19. yüzyıldan kalma, mekanik çağının saçma sapan bir icadı olan klavye bulunmuyor. Fare de öyle. Yazı yazmak, çizgi çizmek, bilgi oluşturmak için hangi tuşa basacağımızı düşünmediğimizi, ellerimizin klavye ile fare arasında gidip gelerek dikkatimizi dağıtmadığını hayal ediyorum. Ekran da olmamalı. Saatlerce iki karış mesafeye odaklanmaya zorlayarak bizi miyoplaştıran, cayır cayır ışığıyla gözümüzü yoran, boynumuzu garip pozisyonlara sokturan bir cihaz kullanmamalıyız. Oturarak da çalışmamalıyız. Biz sürekli oturmaya evrilmiş canlılar değiliz, hareketsizlik ve oturmak bizi hasta ediyor.

Biz iki ayak üzerinde uzun yürüyüşlere adapte olarak evrilmiş, görsel bilgi işleme konusunda üstün yetenekli, ellerini çok incelikli kullanabilen canlılarız. Hayalimdeki bilgi işleme cihazları, insan vücuduna ve zihnine tam uyum sağlamalı, bizi kendilerine uymaya zorlamamalı. Bu nasıl olur henüz bilemiyorum, ama eninde sonunda gerçekleşecektir.


[1] http://www.acikbilim.com/
[2] http://yalansavar.org/
[3] https://mkoz.wordpress.com/
[4] https://pybilim.wordpress.com/
[5] http://www.wired.com/2014/05/reading-on-screen-versus-paper/