Mike Krieger

Mike Krieger

Mike Krieger | Instagram'ın Kurucu Ortağı

Editör tarafından 23.03.2013 tarihinde eklendi.
(04.11.2011 tarihli röportajın çevirisidir.)

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Ben Mike Krieder, mobil fotoğraf paylaşım ağı Instagram‘ın [1] kurucu ortağıyım. İnsan-Bilgisayar etkileşimi ve kullanıcı deneyimi konularında deneyimim olsa da kuruluş aşamasının iniş çıkışları boyunca zamanımın çoğunu büyüyen kullanıcı kitlemizin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için ölçeklendirme yaparak geçiriyorum. São Paulo - Brezilya’da doğup büyüdüm ama şu anda San Francisco’da Alamo Square Park’ın hemen yanında yaşıyorum.

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

Yakın zamanda tüm takım için yeni iMac‘ler aldık - 3,4 GHz ve 16 GB RAM. Şu ana kadar sahip olduğum en hızlı makine; Instagram için 100 saniye olan derleme süremiz, 10 saniyeye düştü ve Django biriminin test süresi de öncekinin %10’una düştü. Tek kelimeyle olağanüstü.

Çevre birimi olarak, Magic Trackpad ve Microsoft Natural Keyboard 4000 kullanıyorum - 7 yıldır bu klavyeleri kullanıyorum ve onlardan ürettikleri sürece de almaya devam edeceğim.

İşletmenin kuruluşu 24 saat çaba isteyen bir süreç, o yüzden yolculuk ederken, kendisine takılı bir Sprint 3G/4G kartı olan (gerçi San Francisco’da 4G biraz kısıtlı) 11 inç 2010 model MacBook Air‘im var. Bunlara mobil komuta merkezi diyoruz - herhangi bir sunucu sorunu ortaya çıkarsa diye her yere bunlardan götürüyoruz. Küçük bir takım olduğumuz için hep tetikteyiz - yani neredeyse hiçbir zaman Air’imden birkaç adımdan fazla uzaklaşmıyorum, o kadar ki yürüyüşlerimde ve marinaya yaptığım uzun bisiklet gezilerinde bile yanımda. Mac OS X Lion‘ın tam ekran modu Air’de gerçekten çok başarılı. Bisikletten bahsetmişken, işe hava nasıl olursa olsun Fuji Roubaix 3.0 ile gidip geliyorum.

Birçok iOS geliştirici gibi bizim de birçok farklı cihaz ve sürümde testler yapabilmek için eski telefonlardan oluşan bir koleksiyonumuz var. iPhone 4‘ümü çok sevmiştim ama geçenlerde lavabonun üstündeki raftan bir bardak suya dalış yaptı ve uzun süre pirinç içinde bıraktıysam da kurtaramadım. Yani ben de gizemli iPhone 4 Ekim Felaketi kazazedeleri arasındaki yerimi aldım ve şu an biraz daha az su geçiren kılıfa sahip bir 4S‘le çılgın atıyorum.

Müzik için ofiste Grado SR-60‘lerden kullanırdım ama küçük bir ofis için dışarıya fazla ses veriyor, o yüzden (Marco Arment’in önerisini okuduktan sonra) bir çift Sennheiser HD280‘e geçiş yaptım. Ofisimizde AirPlay & AirFoil üzerinden müzik yayını yapmak için kullandığımız bir Bowers & Wilkins Zeppelin de var.

Günlük yakıtımızı Sightglass, Blue Bottle ya da Intelligentsia kahve çekirdekleri ile Chemex kahve makinesinden alıyoruz.

Son olarak, tüm işletme Amazon EC2 üzerinde çalışıyor yani veri merkezini kurulum ve bakım için ziyaret etmemiz gerekmiyor.

Ve ne tür bir yazılım?

Zamanımın çoğunu MacVim ve XCode‘da geçiriyorum. Birkaç ayda bir vim’den başka bir şeye geçmeyi deniyorum ama bu hiçbir zaman, temelli olmuyor (en son maceralarım Sublime Text 2, Vico ve Kod ile oldu). Eski alışkanlıklar zor ölüyor ve kendimi genellikle vim’in sıcak kollarında buluyorum. Eğer bilgisayarımdaki diğer her şeyi vim’le kontrol edebilseydim bunu yapardım - Chrome‘la beraber Vimium ve Safari‘yle beraber gleeBox kullanıyorum.

XCode’da çalışırken her zaman kenarda Accessorizer‘ı açıyorum. Benim yazmaktan en az hoşlandığım; tekrarlanan Objective-C özellik bildirimlerini, @synthesize’leri filan  alıp tek tıklık kısayollarla ulaşılabilir hale getiriyor. Küçük uygulamaların da özel bir yeri var: XScope pikselleri hatasız oluşturmamı sağlıyor, CodeRunner da kod parçalarının ilk örneklerini hızlıca çıkarabilmemize yardımcı oluyor.

Programlama ile ilgili olmayan yazılımlarım çok sade: Instagram beslemelerini takip edebilmek için Carousel, Mac için Twitter, e-posta için Sparrow, web tarayıcı olarak Chrome. Müzik servisi olarak Rdio‘da karar kıldım - diğerleri işin sosyal kısmını hiç kotaramıyor.

Ben bir yapılacaklar listesi uygulaması müptelasıyım ve birkaç noktada Things, OmniFocus ve TaskPaper kullandım. Sonunda kalbimi kazanan Potion Factory‘nin The Hit List‘i oldu, özellikle iPhone uygulamaları sayesinde. Senkronizasyon kusursuz çalışıyor ve benim çalışma yöntemime tam yeter sayıda yapısal aracı var, ayrıca klavye ile kullanımı bir harika. Dijital olmayan notlarımı Field Notes not defteri üzerine alıyorum.

O an üzerinde çalıştığımız Instagram’ın beta sürümü haricinde, iPhone ana ekranımda Tweetbot, The Hit List, Reeder, Rdio ve Simplenote oluyor. Büyük bir iPhone oyuncusu değilim ama Shaun Inman’ın The Last Rocket‘i son zamanlarda favorim.

Hayallerinizi süsleyen yazılm ve donanımı tarif eder misiniz?

Dizüstü bilgisayarla masaüstü bilgisayarı senkronize etmek, DropBox ve paylaşımlı GitHub depolarına rağmen hala sıkıntılı. Air’imi işe getirip, Cinema Display ve 8 çekirdekli makinenin arkasına gizleyip, kendi kafama göre kod yazmak isterdim.


[1] https://instagram.com/