Kevser Türkdoğan

Kevser Türkdoğan

Kevser Türkdoğan | İçerik Üreticisi, Blog yazarı (Kevser'in Mutfağı)

Editör tarafından 22.06.2014 tarihinde eklendi.

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Adım Kevser Türkdoğan. 1984 Kırklareli doğumluyum. 2002 yılından bu yana, üniversite eğitimim için geldiğim Ankara’da yaşıyorum. Üniversite mezuniyetim sonrası 6 yıllık bir devlet memurluğu kariyerim var. Ardından 8 aylık bir özel sektör tecrübem oldu. Yaklaşık 7 ay önce ise işimden istifa ederek tam zamanlı olarak blogum [1] üzerinde çalışmaya başladım.

Yemek tariflerimi ve mutfak tecrübelerimi paylaştığım blogumu 2008 yılında kurdum. 2012 yılında mobil uygulaması olan Tarif Küpü‘nü hayata geçirdim. 2013 yılında ikinci blogum olan bagagore.co‘yu açtım ve mobil olarak yayınlanan aylık yemek ve yaşam dergisi Tabule‘yi [2] çıkarmaya başladım.

Kısa bir süre önce de kevserinmutfagi.com’un İngilizce versiyonunu [3] yayınlamaya başladım .

Görünürde bir blogger olsam da kendimi daha çok içerik üreticisi olarak tanımlıyorum.

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

Hayatımın yarısı mutfakta, diğer yarısı ise İnternet’te geçtiği için, kullandığım donanımı mutfak eşyaları ve İnternet’e bağlanabileceğim her türlü alet oluşturuyor. Mutfakta kullandığım fırın, ocak, bulaşık makinesi ve blenderım Siemens. Genel anlamda oldukça memnunum.

Blenderın yıkaması, vs. zor olduğu için basit kıyma işlemlerinde elektriksiz el blenderını tercih ediyorum. Açıkçası bu aleti çok daha pratik ve başarılı buluyorum. Hızını elimle kontrol ettiğim için doğradığım malzemenin iriliğini çok daha kolay bir şekilde ayarlayabiliyorum.

Bilgisayar konusunda ise eşimin yardımıyla ihtiyaçlarıma yönelik bir kasa topladık. Intel Core i5 serisi bir işlemci, 4 GB RAM ve SSD ile şu an için tüm işlerimi halledebildiğim bir sistemim var.  İşimin önemli bir parçası fotoğraf editlemek olduğu için monitörüm önemli benim için. AOC D2367PH 3D monitör kullanıyorum. En sevdiğim donanımlarımdan biri de bu sanırım.

Sürekli mobil bir hayat yaşadığım için gittiğim her yerde işimin büyük kısmını halledebildiğim iPad Mini‘m vazgeçilmezim elbette. Ama yine de bir bilgisayarın yerini tutmuyor. Bu nedenle özellikle tatillerde kullandığım Macbook Air‘ım taşınma kolaylığı nedeniyle çok işime yarıyor.

Telefon olarak iPhone 4 kullanıyorum. Ama sadece telefon etme özelliğini kullandığım için sahip olduğu özelliklerin çok önemi yok benim için.

Tabii ki bir yemek bloggerının en çok ihtiyaç duyduğu şey… Fotoğraf makinesi. Oldum olası iri ve ağır SLR makinelerden hoşlanmadım. Çok hantal buluyorum. O yüzden hem kullanımı kolay, hem birçok makineye göre hafif olan Sony NEX 6‘yı tercih ediyorum. Wi-Fi (Kablosuz Ağ) üzerinden fotoğrafları kabloya, karta ihtiyaç duymadan alabiliyor olmak bu makineyi tercih nedenlerimden ilkiydi. Çok severek kullanıyorum.

Ve ne tür bir yazılım?

Tarayıcı olarak Google Chrome kullanıyorum. Hem çok hızlı hem de ihtiyaçlarımı karşılayan birçok özelliği bir arada barındırıyor.

Bloglarımın altyapıları WordPress. Bu nedenle tarayıcımda hiç olmazsa en az 4-5 sekmede bir WordPress sayfası açık olur her daim.

Ziyaretçi sayılarını ve hareketlerini Google Analytics üzerinden takip ediyorum. Özellikle anlık ziyaretçi sayısı özelliği sosyal medya paylaşımlarıma yön vermemde çok yardımcı oluyor.

En sık kullandığım program ise hiç şüphesiz Adobe Photoshop. Fotoğrafların editlenmesi ve ebatlandırılması işlemlerini Photoshop ile yapıyorum. Fotoğraf kolajlarımı ise fotor.com üzerinden yapıyorum.

Dergimin tasarımını, kullanımı basit olduğu için Adobe Flash kullanıyorum.

iPad’imde en sık kullandığım uygulamalar ise Tarif Küpü, WordPress, Facebook Pages, Fast Analytics ve Instagram.

Çok fazla oyun oynayan biri değilimdir ama son dönemde elimden bırakamadığım 2 oyunum var. Biri Kelimelik diğeri ise 2048.

Hayallerinizi süsleyen yazılım ve donanımı tarif eder misiniz?

Bu sıralar almayı planladığım ya da istediğim bir şey yok. Ama her zaman hayalini kurduğum donanım kolay açılıp kapanabilir, dökmeden dağıtmadan ihtiyacın kadarını kullanmana müsaade eden yoğurt, süt ve peynir kutuları. Mevcut durumda yoğurt kutularının kapaklarını kırmadan veya elinizi acıtmadan açmanız mucize. Ayrıca kapakların altında kuruyup kalmış yoğurt parçaları etrafa saçılıyor her açışta.

Süt kutusu kapakları ya yerinden çıkıyor ya çok fazla yapıştırıldığı için hiç çıkmıyor, bıçakla delmek durumunda kalıyorsun. Sütü bardağa döktükten sonra kapağın kenarından bir damla mutlaka süzülüp gidiyor.

Peynir kutularının içinden peyniri parçalamadan çıkarmak için en az iki kişi gerekiyor. Biri kutuyu tutmalı, biri -tabii varsa- naylonlarından biraz sağa biraz sola çekiştirerek yukarı çekmeli. Çıkartıp bir dilim kessen kalanını yerine koyman mümkün değil. Bu röportajı okuyanlar arasında süt ürünleri firmalarının AR-GE departmanlarında çalışan birileri vardır umarım.

Yazılım konusunda ise en çok ihtiyaç duyduğum ama birçok farklı versiyonuna rağmen henüz tam istediğim versiyonu yapılamamış olan toplu sosyal medya paylaşım programı/uygulaması/sitesi. Kullanım kolaylığı olan, istediğim kadar hesap -aynı siteden farklı hesaplar da dahil- ekleyebileceğim; beni hiç uğraştırmadan blogumdan rastgele paylaşımlar yapacak bir sosyal medya uzmanı uygulaması çok işimi görürdü. Şu anda bu ihtiyacımı karşılamak için Buffer kullanıyorum ama çok da memnun değilim. HootSuite, Sprout Social gibi benzerlerini de denedim ama şimdilik Buffer en kullanışlısı benim için.


[1] http://www.kevserinmutfagi.com/
[2] http://tabuledergi.com/
[3] http://turkishstylecooking.com/