Bobbie Johnson

Bobbie Johnson

Bobbie Johnson | Yazar

Editör tarafından 21.03.2013 tarihinde eklendi.
(08.04.2010 tarihli röportajın çevirisidir.)

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Adım Bobbie Johnson [1], yazar ve gazeteciyim. Yaklaşık 4 küsur yıldır hem Londra hem San Francisco Guardian’da [2] teknoloji muhabiriydim ancak mart sonunda ayrıldım [3] şu an serbest olarak çalışıyorum.

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

Yaptığım işin aslı kelime işlemek, yani donanım konusunda pek mükemmeliyetçi değilim. Bugünlerde kullandığım hemen her şey Apple tabanlı. Geçmişte Windows ve Linux dağıtımları kullanmıştım ama agnostik olduğumu söyleyemem – diğer işletim sistemlerinin derdi ve tasasıyla uğraşacak vaktim yok.

Yakın zamana kadar, bir çift 20 inç ekran ve dört çekirdekli bir MacPro‘da çalışıyordum. Bu çok kullanışlıydı; bir ekran yalnızca yazmaya ayrılmıştı, öteki diğer şeylere ve her şey bir harici sabit diskler zincirine ve diğer donanımlara bağlıydı.

Bugünlerde bir işverenin cömertliğine güvenebilecek durumum yok, ben de daha taşınabilir bir sisteme geçiş yaptım: 13 inç bir MacBook Pro. Evde olduğum zamanlarda, 23 inçlik bir ekrana bağlı. İlla yüksek donanımlı olmasını istemedim ama büyük boyutlu dizüstü bilgisayarlardan nefret ediyorum – özellikle hareket halindeyken alet çantamdaki en zahmetli şeye dönüşmelerinden.

Tek sabit, bir yığın ağ bağlantısı işleriyle uğraşması için yeniden görevlendirdiğim, benim sadık 12 inç G4 Powerbook‘um. Şu an gerçekten yerlerde sürünüyor ama uzun zamandır çok güvendiğim bir hizmetkar.

Ve ne tür bir yazılım?

Sıklıkla insanları bana çalışma yöntemimle ilgili soru sorarlarken buluyorum, bu bana garip geliyor: süreci mükemmel yöneterek iyi bir yazar olunabileceğine inanmak bana çok kargo kült geliyor. Benim için araçlar yalnızca araç; gerçekten önemli olan ise zihinsel emek ve bunu taklit etmek ve birine öğretmek çok zor.

Güzel bir şekilde sorduğunuz için, gerçi bunu kendi adıma söyleyeceğim, yaptığım işin çoğunluğu iki uygulamada gerçekleşiyor: bir kelime işlemci ve bir web tarayıcı. Yıllar boyunca bir yığın metin hazırlama yazılımı denedim ama yaklaşık son bir yıldır yola geldim ve bir ekranımı WriteRoom‘a ayırdım. Dolambaçsız – düz ve hiç karmaşık değil – ama tam ihtiyacım olanı yapıyor. Siyah zemin üstünde yeşil yazıyorum (gözlerim için böylesi daha kolay) ve tam ekran kullanıyorum bu da dikkat dağıtıcı öğeleri kolayca bloke edebilmek anlamına geliyor.

İşimin geri kalanını ağırlıklı olarak web tarayıcı ile hallediyorum. Tekrar ediyorum, işi hangisi daha iyi kotarırsa onu kullanırım. Mozilla Firefox bu sıralar biraz beceriksiz hissettiyor, gerçi Google Chrome‘u çok kullanmaya başladım. Mac betası – can sıkıcı şekilde – hala üretim aşamasında, ama amacına ulaşıyor.

Muhtelif e-posta hesaplarım Gmail üzerinden çalışıyor, ama Google‘ın diğer verimlilik yazılımlarıyla aram pek iyi değil – onları kullanırken kendimi yeni yetme beceriksizliğinde hissediyorum -. Hani 14’ünüzde gidip saçınızı çok klas kestirirsiniz de daha sonra saçınızın aslan yelesine dönüştürülmüş olduğunu fark edersiniz ve böyle boktan bir şeyi size nasıl yutturduklarını ve nasıl yalandan güzel olmuş gibi davranabildiklerini merak edersiniz.

Birçok not tutma yazılımı kullandım, bazıları gerçekten çok iyi olsa da kendimi kalem kağıttan ayıramadım. Ya da kalem ve elden (etrafta üzerlerine bir şeyler yazılmış tonla şey var). Dijital hiçbir şey, kendi belleğimin kaotik dolgu malzemesini yeterince iyi yansıtamıyor gibi görünüyor.

Bununla birlikte, yakın zamanda çok yalın bir yapılacaklar listesi yazılımı olan TeuxDeux kullanmaya başladım. Bununla kalmayıp çok fazla zamanımı WordPress karşısında dirsek çürüterek geçiriyorum, Tweetdeck‘i Twitter‘ın online mecmuası olarak kullanıyorum, sürekli olarak Spotify dinliyorum. Bu servisin mutlu bir abonesiyim ve onun son birkaç yılda ortaya çıkan en iyi müzik uygulamalarından biri olduğunu düşünüyorum. Ama keşke yeni müzikleri keşfetme konusunda daha iyi olsa.

Hayallerinizi süsleyen yazılm ve donanımı tarif eder misiniz?

Bence makinemin amacı beynimle sayfa arasında olabildiğince çok engeli kaldırmaya çalışmaktır. Fikirlerimin çabucak dışarı çıkmasını, fıçının tapasını hemen açmak istiyorum. Yani, beynimden olgunlaşmış cümleler çıkarabilen bir çeşit sibernetik bağlantıya hayır demezdim doğrusu.

Biraz daha gerçekçi olarak, şu anki sistemimin daha da taşınabilir olmasını isterim – hafifliğinden varlığını bile hissettirmeyen, daha uzun pil ömrü ve geniş bir ekran alanı olan ve yazması rüya gibi olan.

Aslına bakarsak, her şey bir yana, bu istediğim, sibernetik şeyden çok da gerçekçi değil. Bu nedenle, evet, Ay’ı da çubuğa takılmış şekilde istiyorum, lütfen.

Fotoğraf: Meg Pickard


[1] http://bobbiejohnson.org/
[2] http://www.guardian.co.uk/
[3] http://bobbiejohnson.org/post/464714652/fresh-challenges