American McGee

American McGee

American McGee | Oyun Tasarımcısı

Editör tarafından 20.07.2014 tarihinde eklendi.
(22.05.2010 tarihli röportajın çevirisidir.)

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Ben American McGee [1]. Şangay, Çin’de yaşayan bir oyun geliştiricisiyim. Çin’deki bağımsız en büyük batılı oyun stüdyosu olan Spice Horse‘un [2] kurucusu ve kıdemli yaratıcı yönetmeniyim. Şu anda “Alice“in PC, PS3 ve Xbox 360‘da çıkacak bir devamı üzerinde çalışıyoruz.

Boş zamanlarımda yemek yapıyor, Çin’i keşfediyor, okuyor, Çince çalışıyor ve çello çalmayı öğreniyorum.

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

iPhone (3G, kırılmamış, China Unicom tarafından tedarik edilen); spicypony.cn bizim dahili iPhone geliştirme stüdyomuz, burada iki oyun çıkardık “DexIQ” ve “American McGee’s Crooked House” -Çin iPhone’ları Wi-Fi işlevi kapatılarak satılıyor- bu da benim, heklenmiş iPhone’umu (Hong Kong’dan alınmış, kırılmış, daha sonra anakaraya getirilmiş) değiştirme konusunda iki kere düşünmeme neden oldu. Ama ofisimiz İnternet bağlantısının China Unicom tarafından (Çin’in iPhone resmi satıcısı) sağlanması ve ağ bağlantımız için bize, 3G iPhone’ları da içeren çok iyi bir teklif sundukları için bunu yapmaya karar verdim. Wi-Fi’yı Çin dışına çıkmadığım zamanlarda hiç özlemiyorum diyebilirim, bazen çıkıyorum tabi :(

Kindle 6 inç Uluslararası; Bence bu, dilimlenmiş ekmek ya da iPhone’dan sonraki en müthiş cihazlardan biri. Yurtdışında yaşarken özlemeye başladığınız ilk şeyler düzgün kitapçılar ve Amazon‘dan ücretsiz gönderim oluyor. Okumam, Kindle ortaya çıkana kadar, imkansızlıklar, yüksek gönderi ücretleri ve kitapçılardaki batılı içerik eksikliğinin kurbanı oldu. Şimdi her hafta birkaç kitap indiriyor ve okuyorum, bu şeyde okumanın okumayı hızlandırdığına ikna oldum.

İş istasyonları, Dell Intel Core i7 @ 2.76 GHz, 12 GB RAM 64-bit Vista, büyük çift monitör, vs. (ofis) & lafını etmeye değer hiçbir performansı ya da özelliği olmayan Dell ince masaüstü bilgisayar (ev)- Çin’deki stüdyo maceramızın başında donanım alışverişimizi %100 Dell’den yapmakta karar kıldık. Bu sırada, burada iş kuran arkadaşlar “ucuz” yolu tercih edip, ısmarlama, kendin-yap (DIY) makineler topladılar. DIY kazançlarının tekrar eden arızalar, çalışamama süresi vb. ile ne kadar hızlı şekilde tüketildiğini görmek (aldığımız kararın doğruluğu açısından) memnuniyet vericiydi.

Dizüstü: Seyahat/toplantılar için Sony Vaio 13 inç dizüstü bilgisayar (hiç ağır değil, tek şarjla 8 saat kullanım sağlıyor, parlak harika bir ekranı var) & Ev için MacBook 13 inç  (daha ağır, bataryası berbat, ama kullanıcı arayüzünü seviyorum) - Seyahat ederken çok iş yapıyorum - ya güncel projelerin sunumunu yapıyorum ya da yeni bir şeyler yazıyorum. Seyahat ederken dizüstünde oyun oynamak ya da test etmekle ilgilenmiyorum o yüzden her şeyi hafif ve küçük tutuyorum.

Mystery marka Medya Kutusu (Media Box) (Çin yapımı, her çeşit dijital çıkışı olan, kutulu sabit disk sürücüsü Torrentten indirdiğim HD filmleri, dizileri vs. oynatmak için). İçerik korsanlığının bundan daha kolay ve hızlı hale gelemeyeceğini düşündüğünüz anda Çinliler böyle şeyler icat ediyorlar. “Kutu” maliyeti ~100 Amerikan Doları, çalışırken değiştirilebilir 1 TB sabit disk ~100  Dolar, içinde gelen 80 HD filmi katarsak bu cihaz aslında bedavaya geliyor! Korsanlığı savunmuyorum, sadece teknolojinin, sözümona HD ve BD’nin yarattığı bariyerleri nasıl ortadan kaldırdığını söylüyorum. Yalnızca araştırma amaçlarım için aldım ve kullanıyorum, öhö öhö.

PS3, 360, Nintendo Wii (temelde film seyretmek, ara sıra da oyun oynamak için kullanıyorum) – İşte bütün gün oyunlar üzerine çalışmak boş zamanlarımı oyun oynayarak geçirme konusunda beni teşvik etmiyor – daha çok ödev yapıyormuşum gibi hissediyorum. Böyle olsa da her yıl “mutlaka oynamam gereken” oyunlar oluyor. PS3’te oynamayı 360’a tercih ediyorum – üç kırmızı ışık hatası sizi bu hale getiriyor! Natal için heyecanlıyım aslında – eğer yalnızca “o kadarlık” olacaksa seve seve odağımı 360’a kaydırabilirim.

Çello (Pekin malı, muhtemelen tek başına evimdeki en pahalı eşya). Geceleri boş vakitlerimi çello öğrenerek geçiriyorum. Bir yıldan az süredir uğraşıyorum, ama şimdiden orta seviyede çalabiliyorum; beynim ve bedenim bunu oldukça doğal karşılıyor gibi. Müzik enstrümanı öğrenmenin temel bilgisayar oyunu deneyimleriyle olan benzerliklerini keşfetmeye devam ediyorum: zorlanma, bölüm geçme, bölüm sonu canavarı savaşları, yeni silahlar/büyüler, çarpışmalar, kafa karışıklığı, puan alma, başarılar ve buluş/tezahürler. Umarım bir noktada bu kavradıklarım oyun üretimine de uygulanabilir.

Ve ne tür bir yazılım?

Unreal 3 - Epic‘in burada, Çin’de büyük ofisleri var, yazılımları için çok iyi bir destek sağlıyorlar ve bizim stüdyomuza da dostça davranıyorlar. Unreal Engine 3 Şangay’daki takımlarca uzun yıllardır kullanılıyor, bu da yetenekli kullanıcıları bulmayı kolaylaştırıyor. Sonuçta içerik üretimi için harika bir iletişim hattı, bu da hızlı ve etkin çalışmanın önemli olduğu zamanlarda anahtar.

Photoshop CS4 - Çoğunlukla çalışma arkadaşlarımın kafalarını, onların komik bulmadığı çekim planlarına yapıştırmak için kullanıyorum. Son sürümdeki otomatik seç özelliği müthiş!

Chrome (“Büyük Ateş Duvarı”nı geçmek için VPN ile San Francisco) - Basit, temiz arayüzü beni kendisine çekiyor. Ama “incognito”nun Çin’de ne kadar iyi çalıştığını merak ediyorum. Ayrıca ABD’de ne kadar iyi çalışıyor ki?

Microsoft Office (yazmak, tablolaştırmak, vb. için kullanılıyor) - Word, Excel, daha fazla söze gerek var mı?

Çeşitli geliştirme araçları (Perforce, Bugzilla, vb.) - Gemimizi yürütmemizi sağlayan diğer bir yığın küçük araç. Kural olarak işleri basit, az özellikli araçlar kullanarak yapmaya çalışıyoruz. Bu biraz maliyetlerden kısmakla, biraz da süreçler ve sistemlerimizin stüdyodaki herkes tarafından kolayca anlaşılabilmesini sağlamakla ilgili.

Hayallerinizi süsleyen yazılım ve donanımı tarif eder misiniz?

Hayalimdeki sistem basitçe, istenilen zamanda umulduğu gibi çalışan bir sistem. En nefret ettiğim şey doğru şekilde çalışması için ayarlanmamış bilgisayarlar (ve ekranlar, giriş aygıtları, vb.). Bir toplantı odasına video konferans için girip video kameranın olmadığını farketmek gibi. Ya da toplantıda bir dosyayı açmaya çalışmak ardından gerekli uygulamanın kaldırıldığını anlamak. Bilgisayar ve birimleri dikkatleri kendilerine çekmedikleri sürece, ben mutluyum.


[1] http://www.americanmcgee.com/
[2] http://spicyworld.spicyhorse.com/