Rick Falkvinge

Rick Falkvinge

Rick Falkvinge | İsveç Korsan Partisi Kurucusu

Editör tarafından 15.07.2015 tarihinde eklendi.
(21.03.2012 tarihli röportajın çevirisidir.)

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Ben Rick Falkvinge. Avrupa Parlamentosu’nda temsil edilen ilk korsan parti olma özelliği taşıyan ve 40’dan fazla ülkeye yayılmış olan İsveç Korsan Partisi‘nin [1] kurucusuyum. Bugünlerde seyahat ediyor ve fikirler üzerine konuşmalar yapıyorum. Daha fazla detay için http://falkvinge.net/ adresinde bir blogum var.

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

Temel iş istasyonum olarak, sessiz olması için optimize edilmiş ve üzerinde birkaç grafik kartı yer alan toplama bir kasa kullanıyorum. Bu, Microsoft Vergisi’nin üstesinden de gelmemi sağlıyor, yoksa bu durum sürekli canımı sıkardı.

Kasa biraz yaşlandı, Intel Core-2 Quad işlemcili ve 8 GB RAM’e sahip (öncelikle bunu 16’ya yükseltmek isterdim), ama ben paramı çevre birimlerine harcama eğilimindeyim.

Kasaya doğrudan bağlı altı monitör, konuk masasında başka bir monitör ayrıca birkaç tane de dizüstü bilgisayarım var.

Özellikle monitörlerimin göz hisasında olmasını seviyorum. Eğer ekrana yukarıdan bakıyorsanız, bilgisayarın başına oturmadığınız zamanlarda da kambur durmaya meyledebiliyorsunuz. (Bunu söylerken klavyeye bakmadan yazdığınızı varsayıyorum, zaten birkaç yıldır hatta birkaç aydır bilgisayar kullanıyorsanız yazabiliyorsunuzdur.)

Çalışırken önümde üç tane 24 inç full-HD ekran oluyor, buna ek olarak sol tarafımda destekleyici üç adet 19 inç ekran daha bulunuyor; bunların ikisi çeşitli akışları kapsayan dörder TweetDeck sütununu, sonuncusu ise ilgili anlık istatistikleri gösteriyor.

(Bu fotoğraf çekildiğinde destekleyici üç monitör bağlanmamıştı sadece monte edilmişti. Şu anda çalışıyorlar.)

Balkonumda, ki yılın bu zamanlarında oldukça soğuk ve güzel olur, birkaç sunucu da çalışıyor. Bunlar genellikle emekliye ayırdığım ve biraz daha bellek ile hoş bir RAID-6 arşivi eklediğim iş istasyonları oluyor.

Bant genişliğim, İsveç standartlarına göre biraz yavaş kalan, çift yönlü 100 Mbit, tabii apartmana fiber altyapısının 1998’de döşendiğini de dikkate almam gerekiyor. Öte yandan Birleşik Devletler’den gelen çoğu tüketici odaklı ağ ürünü henüz 100 megabit hızlarla bile başa çıkamıyor.

İş istasyonumdan uzakta olduğumda bir ASUS Transformer kullanıyorum. Bu aslında klavye bağlanmış bir Android tabletten başka bir şey değil; size hafif siklet bir netbook kullanıyormuş hissini veriyor ama şarjı iki gün giden bir netbook.

Ve ne tür bir yazılım?

Ubuntu, bir çeşit Linux, her yerde temel işletim sistemi olarak kullanılıyor. Kullandığım yazılımların çoğu web tabanlı, bunlar için de Chrome kullanıyorum. Panelime baktığımda sıradan ofis araçları, bazı sistem yönetimi araçları ve video üretim aracı görüyorum çoğunlukla. (Korsan Parti’de epeyce video üretiyoruz biz.) Birkaç da oyun var burada — Nexuiz, Starcraft II ve Eve Online öne çıkıyor. Hepsi de Linux kasamda çalışıyor.

Ne yazık ki GNU/Linux hala geliştirme alanında Windows‘u yakalayamıyor. Bu yüzden Ubuntu ortamımın içinde Visual Studio‘lu taklit bir Windows kullanıyorum. Ama daha önce belirttiğim gibi üretim için kullandığımız kod yine Ubuntu kasalarda, Mono üzerinde çalışıyor.

Hayallerinizi süsleyen yazılım ve donanımı tarif eder misiniz?

Daha fazla ekran!

Özgürce hayal kurduğumda, bugünkü altı monitörlük sistemim yerine toplam on iki tane monitör olmak üzere, dörde üçlük bir monitör sistemi istiyorum. Bu noktadan sonra montaj maliyetleri yükselmeye başlıyor; o kadar ki, neredeyse monitörlerin fiyatına geliyor hatta geçiyor.

Ayrıca daha fazla dosya depolama fena olmazdı ve tabii balkonumda fiziksel yerine sanal sunucular çalıştırabilmek için biraz daha fazla ham demir. Böylece, sunucuyu yeniden kurmaya ya da farklı amaçla kullanmaya gerek duyduğumda bakım maliyetinden tasarruf etmiş olurdum ama gerçekten bunlar ikincil isteklerim.


[1] http://piratpartiet.se/