Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

Murat Yılmaz | Akademisyen, Mühendis, Araştırmacı, Tasarımcı, Blog Yazarı

Editör tarafından 15.03.2015 tarihinde eklendi.

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

İsmim Murat Yılmaz. Çankaya Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği  Bölümü’nde tam zamanlı, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Enformatik Enstitüsü’nde de yarı zamanlı öğretim üyesi olarak çalışıyorum. Ayrıca, Çankaya Üniversitesi’nde bulunan Oyun Araştırma ve Geliştirme Merkezi’nin kurucusu ve yöneticisiyim Doktoramı İrlanda’da Dublin Şehir Üniversitesi’nde, yüksek lisansımı Amerika’da Minnesota Üniversitesi’nde, lisansımı Hacettepe Üniversitesi’nde yaptım.

Türkiye ve Amerika’da edindiğim on iki yıllık yazılım geliştirme tecrübem, yenilikçi yazılımın tohumlarının ancak araştırma geliştirme yapılabilen kurum ve kuruluşlardan filizleneceğine olan inancımı pekiştirdi. Türkiye’de günümüzde bunu gerçek anlamda gerçekleştirebilecek kurumların yüksek öğrenim kurumları olduğunu düşünüyorum. Şu anda uygulamalı yazılım mühendisliği alanında oyun kuramı, oyunlaştırma ve dijital oyun teknolojilerinin kullanılması konularında çeşitli araştırmalar yürütüyorum. Ayrıca, özellikle öğrencilerim için, akademik alanda yenilikçi fikirlerimi paylaştığım İngilizce bir blogum var [1].

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

Programlama işine seksenlerin sonlarında Commodore 64 ile başlamış - soyu tükenmekte olan - bir neslin üyesiyim. PC’lerle tanışmam 1992 yılının sonlarında harçlıklarımdan biriktirerek aldığım 386DX 40 masaüstü bilgisayarımla oldu. Bu başlangıcı, programlama merakımın oluşması ve yazılım geliştirme üzerine kurguladığım meslek hayatım takip etti.  Yazılım geliştirme işinin yanı sıra oyunlara olan aşkım donanım harcamalarımı da şekillendirdi. Örneğin ilk PC’min RAM’ini 4 MB’tan  8 MB’ta çıkartmama Warcraft neden olmuştur. O yıllarda bir hayli olumsuz algılanan oyunlara ayırdığım zamanı, akademik kariyerim aracılığıyla hakkettiği değere kavuşturduğuma  inanıyorum.

1999 yılında aldığım Dell Inspiron ile dizüstü bilgisayarlarda devam eden programcılık hayatımı uzun süre Windows ortamında sürdürdüm. 2007-2009 yılları arasındaki Amerika tecrübem Apple ile kaynaşmamı sağladı. Amerika’da  çalışan bir çok iş arkadaşımın da Mac kullanıyor olması beni 17 inçlik bir MacBook Pro almaya yönlendirdi. Neredeyse virüssüz bir işletim sistemi sunması, donanım-yazılım sorunsuzluğu, kullanıcı tabanlı ara yüz tasarımları ile Apple teknolojileri gönlümü fethetti. Apple’ın daha sonraki yıllarda iPhone ve iPad’i piyasaya çıkarması ile birlikte ev ve iş sistemlerimizi tamamen ele geçirmiş oldu.

Cep telefonu olarak iPhone 4s, tablet olarak da retina ekranlı iPad Mini 2 kullanıyorum. Bu cihazları genelde akademik olarak dahil olduğum yerli ve yabancı çalışma gruplarının faaliyetlerine katılmak ve üniversite için yürüttüğüm çalışmalarda da öğrencilerim ile düzenli iletişim kurmak için kullanıyorum.

Bana soracak olursanız, Apple en büyük hatayı retina teknolojisine geçerken 17 inçlik laptop çıkartmamakla yapmıştır. Benim de dahil olduğum bir grup profesyonel yazılım geliştirici bu karar doğrultusunda laptop olarak tekrar PC kullanımıma geri dönme kararı aldı. Bununla birlikte verdiğim oyun tasarım dersleri için artık yetersiz kalan MacBook Pro yerine 17.3 inçlik bir MSI GT72 2QE-629TR Dominator Pro edindim.  Öncelikle SSD ile hız farkının hissedilir derecede olduğunu söyleyebilirim. Cihazın üzerinde bulunan 8 GB’lık GeForce GTX 980 sayesinde mobil ortamda da Unity 3D oyun geliştirme ekosistemi ile hem istediğim oyunu tasarlama hem de yeni çıkan oyunları laptopumda oynayabilme imkanı buluyorum.

Ve ne tür bir yazılım?

İşletim sistemi olarak OS X Yosemite, kullanıyorum ama bunun yanında yeni aldığım MSI laptop sayesinde Windows 8 ile de tanıştım. Bana sanki sadece tablet içeriği düşünülerek tasarlanmış bir işletim sistemi izlenimini verdi.

Dropbox dosya taşımak için tercih ettiğim bulut depolama yazılımı. Özelikle hem Mac hem Windows kullanıyorsanız dosyaları rahatlıkla taşıyabiliyorsunuz. Ben ders notlarımı evde hazırlıyor Dropbox ile okuldaki masaüstü bilgisayarım ve laptopumla senkronize ediyorum.

Ofis yazılımı olarak Open Office kullanıyorum. Ancak ben de diğer bir çok akademisyen gibi bilimsel yazılar yazarken LaTeX kullanıyorum. Eğer PC tabanlı ofis yazılımlarından sıkıldıysanız LaTeX kullanmanızı öneririm. Editor olarak her ortamda çalışabilen TexMaker yazılımını kullanıyorum. Böylelikle, hangi işletim sisteminde çalışırsam çalışayım aynı ara yüzle karşı karşıyayım. Bunun dışında akademik çalışmalar için referans yöneticisi olarak JabRef’i öneririm. Bu yazılım sayesinde Google Scholar’da bulduğunuz makaleleri, BibTeX formatında çevirip, kolaylıkla dijital kütüphanenize aktarabiliyorsunuz. Dolayısıyla bir dergi veya kitaba referans vermeniz sadece bir kaç dakika sürüyor.

Facebook ve Twitter’da aktif sayılırım. Facebook ile yakın arkadaşlarım ve öğrencilerimi takip ederken Twitter’da  akademik alanımda çalışan kişileri takip ediyorum. Böylece ilgi alanlarımdaki kişilerin nelerle uğraştıklarını görebiliyorum. LinkedIn gerek eski arkadaşlarımı gerekse yeni tanıştığım ve çok samimi olmadığım kişilerin bilgilerini saklamak için iyi bir ortam. Yaptığım yayınları ve diğer akademik faaliyetlerimi hem kişisel web sayfam hem de LinkedIn vasıtası ile duyuruyorum. Ayrıca Academia.edu ve ResearchGate paylaşım ağlarını da uzun zamandır takip ediyorum.

Hayallerinizi süsleyen yazılım ve donanımı tarif eder misiniz?

Yakında bilgisayarların giyilebilir olacağını ve büyük olasılıkla, devasa işletim sistemlerine ihtiyaç duymayacağımızı düşünüyorum. Nesnelerin İnterneti kavramının olgunlaşması ile birlikte bilgisayarımız da bizim gibi büyük bir arttırılmış gerçeklik ağının parçası olacak.

Şu anda bile eğitim ve eğlence alanında gerçek ve sanal deneyimler birbiriyle içiçe. Günümüzde, İnternet kullanımımızın çoğunu mobil cihazlarla yapmaya başladık, dolayısı ile yakın gelecekte masaüstü ve dizüstü bilgisayar kullanımı azalarak neredeyse tamamen mobil teknolojiler kullanılacağını öngörebiliriz.  Son on yılda kendinden sıkça söz ettiren akademik alanlar arasında yer alan insan-bilgisayar etkileşimi ve bilgisayar sistemlerinin sosyal görünümleri önümüzdeki on yılın en aktif araştırma alanları olacağı söyleyebilirim.

Kim bilir, belki bir sonraki on yıl içerisinde, tamamen klavye ve fare gibi aygıtlardan arınmış ve arttırılmış gerçeklik çerçevesi üzerinde çalışan uygulamalara dayalı, sanal bir dünyada yaşamaya başlarız.


[1] http://ceng.cankaya.edu.tr/~myilmaz/