Murat Bilginer

Murat Bilginer

Murat Bilginer | Endüstri Mühendisliği Öğrencisi, Blog Yazarı

Editör tarafından 14.06.2013 tarihinde eklendi.

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Merhabalar ben Murat Bilginer. 21.02.1992 Aydın doğumluyum. Şu anda Süleyman Demirel Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 2. Sınıf öğrencisiyim. Blog yazarıyım, henüz daha 1 yaşını doldurmamış olan ama bunun için gün sayan muratbilginerncfkr.blogspot.com adresinde ikamet eden Murat Bilginer (NCFKR) isimli blog sayfamda yazıyorum.

Blog sayfamın başlığında da gördüğünüz gibi şimdilik kendi hayatımın CEO’suyum.

Blog sayfamın içeriğinden bahsetmeden önce, şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; bilgisayar mühendisliği okumuyorum ama bilgisayar programlama en büyük tutkularımdan biridir. Hayal ettiğim şeyleri bilgisayar ortamında gerçeğe dönüştürebilmeyi seviyorum.

Programlama çalışırken, bilen kişilerin kendi bloglarında paylaştığı yazılardan çok şey öğrendim ve hala da öğrenmeye devam ediyorum. Bende bildiklerimi paylaşmalıyım, bundan başkaları da faydalansın diye düşünerek blog sayfamı oluşturdum. Blog sayfamı geçen yıl temmuz ayında açtığımda işe programlama bilgilerimi paylaşmakla başlamıştım ve blog gün geçtikçe oluşan yeni fikirlerle şimdiki halini aldı. Blogumda benimle beraber yazan 6 tane yazar arkadaşım var. Onlar da kendi yazılarını sayfam aracılığı ile okuyucularıyla buluşturuyorlar. Hep beraber faydalı işler yapmaya çalışıyoruz diyebilirim.

Bunun yanı sıra programlama sevdam bu yıl okulumuz tarafından TÜBİTAK’ın Hidromobil yarışları için yapılan Hidrosafir adlı aracın yazılım takımına seçilmem de yardımcı oldu. Bu güzel bir heyecan benim için. Yeni şeyler öğreniyorum. Ayrıca Kriptoloji ile de ilgileniyorum. Blog sayfamın isminde gördüğünüz NCFKR kriptolojide kullanılan bir kodlama sistemiyle kodladığım bir cümledir. Tabii ki açılımı bende saklıdır. :)

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

Memleketteki evimde toplama bir masaüstü bilgisayarım var. Daha ekonomik olması ve istediğim özellikleri tam sağlaması açısından Masaüstünde “toplama”dan yanayım. Ayrıca masaüstü PC kullanmanın ayrı bir zevki olduğunu düşünürüm.

Dizüstü olarak ASUS N53SN kullanıyorum. Intel Core i7 işlemcili bilgisayarımda şimdiye kadar isteyip de gerçekleştiremediğim tek bir işlem olmadı. En yeni, en ağır oyunları bile rahatlıkla oynayabiliyorum onda. Bilgisayarımın tek sorunu klavyesi, yazarken içine gömülüyor gibi hissettirmesi biraz sinir bozucu. Bunun dışında tek bir eksisi yok diyebilirim.

Telefon olarak HTC One V kullanıyorum. 512 MB RAM’i biraz düşük olsa da işimi görüyor. 5 ay öncesine kadar, en azından okuldayken, farklı işlerle uğraşırken ya da bilgisayar başında değilken, İnternet ortamından kopuyordum ama Android işletim sistemli bu akıllı telefonumla hep İnternet ortamındayım diyebilirim. Her an her şeyden haberdarım ve bu muhteşem bir şey. :)

7/24 müzik dinleme kapasitesine sahip biri olarak, dinlediğim müziğin ses kalitesine çok önem veririm. Bu yüzden şimdiye kadar sıradan kulaklık hiç kullanmadım. Şu anda kulak içi bir Philips kulaklık ve Beats by Dr. marka Dre Detox kullanıyorum. Beats kulaklık ile müzik dinlemenin ve film izlemenin bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum açıkçası.

Masaüstünde ise 2+1 Creative ses sistemim var.

Ve ne tür bir yazılım?

Popüler birkaç programlama dilini yüzeysel olarak biliyorum. C, C++, Arduino gibi. Ama asıl işimi C# ile yapıyorum. C# yazılımlarımı Microsoft Visual Studio 2010‘da geliştiriyorum. Bunun yanı sıra 2012’yi de deneme fırsatım oldu. 2012’deki yazılımlarımı Microsoft Visual Studio 2010 kurulu farklı bilgisayarlarda açamadığım için şimdilik sıklıkla 2010 ortamında yazılım geliştirmeyi tercih ediyorum.

İşletim sistemi olarak; Microsoft, Windows 8 deneme sürümlerini yayınlamaya başladığı andan, asıl sürümü piyasaya sürene kadar, bilgisayarımda deneme amaçlı Windows 8’i, asıl olarak Windows 7 işletim sistemini kullandım. Şu anda ise sadece Windows 8 kullanıyorum. Kullanıcı odaklı tasarlanmış muhteşem bir işletim sistemi diyebilirim. Tek sorunu kurulduktan sonra ilerleyen birkaç ayın ardından fazla RAM tüketmeye başlaması. Tabii burada kullandığımız diğer programların da etkisi var ama genel anlamda bunu W8’in eksisi olarak görüyorum.

Web tasarım için ise Adobe Dreamweaver’ı tercih ediyorum. HTML kod yazmak istersem Notepad++ yeterli geliyor.

Logo tasarımı da zevkle uğraştığım işlerden biridir. Bunun için ise, AAA Logo programını tercih ediyorum. Gayet kullanışlı bir ara yüze sahip.

Ofis programları olarak da hala en iyisi olduğunu düşündüğüm için Microsoft Office programlarını kullanırım.

Medya oynatıcı olarak KMP’yi tercih ederim; hem görsel tasarımı hem de her türlü dosyayı açabildiği için.

Müzik dinlemek için AIMP3 vazgeçilmezim. Radyo dinlemek içinse, bilgisayarımda Exe Radyo’yu telefonumda ise TuneIn’i kullanıyorum.

Microsoft çıkışlı olan beğenmediğim ve hatta nefret ettiğim iki yazılım var; bunlardan biri Windows Media Player diğeri ise Internet Explorer. Media Player’ı açmadığı pek çok dosya türü yüzünden ve ses kalitesi çok kötü olduğu için, Internet Explorer’ı ise herkesin malumu olduğu gibi yavaşlığı yüzünden sevmiyorum.

İnternet ortamından bahsedecek olursak: İnternet tarayıcım, tabii ki hız isteyen herkesin tercihi olduğu gibi Google Chrome. Safari’yi de tasarımı ve arayüzü dolayısıyla severim, ama genelde 2. plandadır.

Hemen hemen popüler her platformun mail adreslerine sahibim. Hotmail, Yandex, Gmail, Yahoo gibi. Bu hesapların hepsini ilişkilendirdiğim Gmail, en işimi gören ve en çok kullandığım diyebilirim.

Bulut bilişim sistemlerinden yararlanmayı da seviyorum. Dropbox, Google Drive, SkyDrive hesaplarım var ve çok işime yarıyor.

Blog yazılarım için Blogger’ı kullanıyorum.

Paylaşımlarım ve genelde iletişim için, tabii ki Facebook vazgeçilmezim. Twitter’ı ise Facebook’dan daha sık kullanırım.

Son olarak telefonumda kullandığım uygulamalardan bahsedecek olursam; Twitter için, Twitter’ın kendi uygulaması yerine, TweetCaster’ı kullanmayı tercih ediyorum. Facebook, Facebook Messenger, WhatsApp, TuneIn sıklıkla kullandığım uygulamalar arasında.

Hayallerinizi süsleyen yazılm ve donanımı tarif eder misiniz?

Telefonumu eve gelir gelmez şarja takmaktan artık çok sıkıldım. Şarj kablosu dizüstümden hiç çıkmıyor. Sanki bilgisayarıma ait bir donanımmış gibi olmaya başladı. :) Şarjı bitmeyen telefon yapılmalı ya da ışıkla, havayla ya da geliştirilecek herhangi bir teknoloji ile ekstra bir şeye ihtiyaç duymadan telefonların şarj edilmesi sağlanmalı artık. :))

Tron Legacy (Tron Efsanesi) filmini izlediğimde anlatılan şeyin çok ilginç olduğunu düşünmüştüm. Filmde bir araç ile yazılmış bir oyunun içine giriliyordu; bu bana çok ilginç gelmişti. Böyle bir şeyin gerçek olmasını ve severek oynadığım oyunların içine girmek isterdim.

Son olarak bana bu röportajı teklif ettiğiniz, düşüncelerime değer verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim.