Gökmen Göksel

Gökmen Göksel

Gökmen Göksel | Bilgisayar Mühendisi, Hacker

Editör tarafından 09.05.2013 tarihinde eklendi.

Kimsiniz ve ne işle meşgulsünüz?

Ben Gökmen Göksel, bilgisayar mühendisiyim, insan-bilgisayar etkileşimi ve kullanıcı arabirimleri ana b/ilgi alanıma giriyor. Çizim yapmayı, fotoğraf çekmeyi ve bol bol gezmeyi seviyorum.

Şu anda Koding [1] için yazılım geliştiriyorum, dünyayı ele geçirmek gibi basit bir hedefimiz var. Dünya üzerindeki yazılım geliştiricilerin bilgisayarlarından bağımsız bir şekilde İnternet üzerinden çalışabilmelerine olanak sağlayan bir girişim Koding. Genelde web ağırlıklı, JavaScript‘in CoffeeScript ile yazıldığı, kendi uygulama çatımızı geliştirdiğimiz, masum planları olan ve San Francisco’da, dünyayı ele geçirmek isteyenlerin hemen yanı başında bir iş bizimkisi.

Koding öncesinde Sigma AR-GE‘de tamamen başka bir alan üzerinde; görsel işleme ve hareket algılama konuları ile ilgilendim. İş hayatım boyunca yazdığım ve normal insanlar tarafından oynanabilen ilk oyunu da Sigma’da geliştirme fırsatı buldum. Google bir iki video gösterebilir, anahtar kelimeler: Sigma RD Reach The Peak)

Tabi hepsinden de öte, profesyonel hayatım dediğim hayatıma başladığım Pardus var bir de. 2006 yılından 2012 yılına kadar (aradaki zaruri askerlik meselesini saymazsak) 6 yıl boyunca TÜBİTAK UEKAE‘de araştırmacı olarak çalıştım. Bu süre boyunca Pardus‘un kurulum yazılımı başta olmak üzere, görsel arabirime sahip birçok bileşenini geliştirdim. Sonra politik amcalar devreye girdi, hem bizleri gönderdiler hem de yapılan her şeyi çöpe attılar.

Ne tür bir donanım kullanıyorsunuz?

13 inç Macbook Air kullanıyorum, ofiste çalıştığım zamanlarda Cinema Display ile birlikte kablosuz Apple klavye ve Magic Trackpad kullanıyorum. Oyun oynamak dışında (ki son zamanlarda sadece PlayStation‘da ya da iPad‘de oynayabiliyorum) neredeyse hiç normal fare kullanmıyorum.

Apple ürünlerini kısıtladığı özgürlükleri bir yana bırakırsak, takdir ederek kullandığımı söyleyebilirim. İki telefonum var biri Samsung Galaxy S2 diğeri de iPhone5, açıkçası ikisinden de memnunum. Ne işletim sistemlerinin ne de donanımlarının çok büyük farkları kalmadı artık. Apple AppStore‘un uygulama zenginliği şüphe götürmez bir gerçekken, Android‘in de pazar payı gün geçtikçe artıyor.

Tabletten yana kararım yine Apple, iPad mini kullanıyorum, bir de retina ekranı olsa sanırım bir tabletten başka hiçbir şey beklemem. Neredeyse yanımdan hiç ayırmıyorum, hemen hemen okuma adı altında yaptığım her şeyi iPad’de yapıyorum. Tavsiye edebileceğim ve severek kullandığım bir de kulaklığım var Bose MIE2i.

Televizyon’da dizi izlemek gibi günümüz popüler eğlenceler için de bir Boxee Box‘ım ve Apple TV‘im var. Apple TV’yi genelde Netflix ve Air Display için kullanıyorum.

Fırsat buldukça fotoğraf çekiyorum, emektar bir Nikon D80‘im var. 18-70mm ve 50mm iki objektifim var, bir iki tane de filtre. Kısa gezilerde ya da makinenin ağırlık yapacağını düşündüğüm zamanlar için kullandığım bir de Leica D-Lux 4‘üm var.

Ve ne tür bir yazılım?

Neredeyse kendimi bildim bileli GNU/Linux kullanıcısı idim. Sigma’da işe başladığımda zaruri olarak Windows kullanmak ve üzerinde geliştirme yapmak durumunda kaldım ve yıllardır Windows kullanmayarak ne kadar akıllıca bir iş yapmış olduğumu anladım.

TÜBİTAK’ta çalışırken bir gün web ile ilgili bir iş yaparsam kesin Mac OS X kullanırım diyordum, o dönemlerde de severek takip ederdim gelişmeleri. Koding’de çalışmaya başladığımdan beri aktif olarak Mac OS X kullanıyorum. Daha önce sürekli geliştirmesinde de katkım olan bir işletim sistemini kullanıyor olduğum için farkında olmadığım zaman kayıpları şu anki işimi yaparken gözüme batmaya başladı, eh Macbook Air de alınca işlerin rengi değişti.

Tabi hala ara ara da olsa diğer dizüstü bilgisayarımda Ubuntu kullanıyorum ve Koding’in bütün sunucuları haliyle Linux.

Pardus’da çalıştığım süre boyunca Python ile uğraştığım için kendimi en rahat hissettiğim dilin Python olduğunu söyleyebilirim. Koding ile birlikte CoffeeScript ile tanıştım. Şu anda aktif olarak CoffeeScript kullanıyorum. Kod tabanımızın büyük bir kısmını oluşturuyor. Sunucu tarafını NodeJS ve Go ile geliştiriyoruz, veritabanı olarak MongoDB kullanıyoruz ve haliyle bunların tümü ile iç içe yaşıyorum diyebilirim. Go büyük ihtimalle gelecekteki tercihim olabilir, fakat Python ya da CoffeeScript ile aramıza girebileceğini sanmıyorum.

Tarayıcı olarak ilk tercihim Google Chrome, sonrasında Mozilla Firefox. Her ikisinde de Vim eklentileri kullanıyorum, klavye ile sörf yapmak kesinlikle fare ile yapmaktan daha hızlı.

Geliştirme işinin bir kısmını Koding üzerinde yapıyorum, kendi bilgisayarımı kullanmam gerektiğinde favori editörüm Sublime Text 2, uzun süre Vim kullandım, hala da Terminal (iTerm açık ara önde) üzerinde kullanıyorum fakat masaüstünde tek tercihim artık Sublime. Kod yazmak dışında bir şeyler yazmam gerekirse de iA Writer ya da Mou kullanıyorum. Ofis yazılımlarında LibreOffice bütün işimi görüyor diyebilirim fakat sunum hazırlarken tercihim Beamer paketi ile birlikte Latex.

Sürüm kontrol sistemi olarak Git kullanıyoruz, arabirim için de SourceTree kullanıyorum. Yamaları ve kod değişikliklerini görmek için ya da parçalı yamalar hazırlamak için ideal.

Kod dokümanları için Dash bütün işimi görüyor diyebilirim. Snippet desteği vazgeçilmezlerim arasında.

Sanallaştırma için VirtualBox ve vagrant kullanıyorum. Sunucu örnekleri hazırlamak ve kopyalar üzerinde çalışmak hem kişisel bilgisayarınıza zarar verme ihtimalinden hem de yapılandırma sıkıntılarından kurtarıyor.

Dosya paylaşımı için genelde Dropbox ve CloudApp kullanıyorum. Ekran görüntüsü vs. paylaşmak için en rahat yol CloudApp. SFTP ve FTP gibi bağlantı gereksinimleri için de CyberDuck ideal bir çözüm. Torrent için ise Transmission vazgeçilmez.

Parola yönetimi için ise diğer seçeneklerden daha güvenli olduğunu düşündüğüm KeePassX kullanıyorum, Dropbox ile birlikte tüm cihazları eşitlemek verimli oluyor.

E-posta istemcisi olarak vazgeçilmez tercihim ise Sparrow. Genelde Apple Takvim uygulaması ile entegre bir şekilde kullanıyorum.

Okumak için pek vakit bulamadığım zamanlarda Instapaper ya da Pocket servislerinden faydalanıyorum, hem tarayıcı eklentileri hem de mobil uygulamaları ile bütün okuma/saklama ihtiyaçlarımı karşılıyorlar.

Fotoğrafları saklamak için Flickr ve Picasa‘yı birlikte kullanıyorum. Düzenlemek için iPhoto ya da Adobe Light Room, ufak tefek çizim ihtiyaçlarında da Pixelmator işimi görüyor.

Video düzenlemek için QuickTime yeterli oluyor fakat popüler ve daha verimli formatlara dönüştürmek için Miro kullanıyorum.

Hayallerinizi süsleyen yazılım ve donanımı tarif eder misiniz?

Pardus’u geliştirirken sanırım hayallerimizi gerçekleştirmiştik fakat gerçekten sohbet edebileceğim yapay zeka ürünleri artık ortaya çıksa fena olmaz.

Şu anda kullandığım işletim sisteminden ve sunduklarından oldukça memnunum açıkçası. Fakat tüm bu düzenin üzerinde kurulu olduğu altyapının artık bizi bir yerlere götüremeyeceğini düşünmeye başladım. Artık organik çipler mi dersiniz, kuantum mekaniği mi dersiniz orasını bilmem fakat bir yerlerde köklü bir değişikliğe ihtiyaç var. Sanki kalıcı belleklerin geçici bellekler kadar hızlı olduğu ya da geçici belleklerin aslında kalıcı da olabileceği gibi bir gelişme büyük problemleri çözer gibi geliyor. Kim bilir cep telefonumuzun içinde pil yerine ufak bir nükleer jeneratör taşır hale geliriz ve yeni nesil, pilin ne olduğunu bile unutuverir. Herhangi bir insanın hemen hemen hiç zorlanmadan, hatta farkında bile olmadan yaptığı ayakkabı bağlama işini bilgisayara yaptırmak için kullanılan yöntemin yanlış/verimsiz olduğunu düşünüyorum. Problemleri modelleyip sayısal hale çevirip çözmek yerine bambaşka bir yaklaşım olmalı sanki. Ya da ben saçmalamış da olabilirim :)


[1] https://koding.com/